2016 MEZUNİYET PROJELERİ KATALOĞUNA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Mimarlık Derin Bir Sanattır

İstikbâl Gazetesi'nde yayımlandı. Söz konusu haber, 28 Nisan Pazar günkü gazetenin 8. sayfasında yer almaktadır.

''Mimarlık derin bir sanattır"

http://e-gazete.anadolu.edu.tr/veriler/2013/04/1366810680_mimarlik.jpg24 Nisan 2013 Tarihinde eklendi

Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü ve Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi iş birliğiyle Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD) ve Koleksiyon Mobilya’nın uzun soluklu ortak çalışması "Koleksiyon/TSMD Mimarları Ağırlıyor" sergilerinin ikincisi sanatseverlerle buluştu. Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Sergi Holünde 19 Nisan Cuma günü açılışı gerçekleştirilen proje serigisinin öncesinde Zeynep Uludağ, Orhan Uludağ, Faruk Eşim, Mehmet Soylu ve Mete Öz Mühendislik Fakültesi Seminer Salonunda düzenlenen söyleşide bir araya geldi.

"Mimarın dili felsefeye ve sanata yakındır"
Söyleşide Uludağ Mimarlık adına ilk sözü alan Zeynep Uludağ, genç mimar adaylarına Alvar Aalto gibi pek çok dünyaca ünlü sanatçı mimarların tarihlerinden hikâyelerle önemli tavsiyelerde bulundu. Zeynep Uludağ "Araştırmak mimarlığın çok önemli bir parçası ve yenilenmek, yani bu her sektörde var; ama gerçekten her şeyin, yeni kavramların teorik yapılanmasını, teknolojideki değişimleri görmek çok önemli. Ayrıca mimarın dili felsefeye ve sanata yakındır, bu yüzden de bir mimar kültürlü olmalıdır. Mimarın rolü aslında bir orkestra şefi gibidir, tasarıma daha geniş bir çerçeveden bakmak, her şeyi bilmek ve yönetmek gibi bir sorumluluğu vardır; ama birlikte çalışacağı peyzaj mimarı, iç mimar, inşaat mühendisi gibi pek çok ekip dostları olmadan da işlerin yürümesi imkansız." dedi.

"Dönemin farkında olmak zorundayız"
"Mimarlık nasıl daha iyiye gider?" sorusuyla sözlerine başlayan FEMA Mimarlık çalışanı Faruk Eşim, söyleşi sırasında kendi terübelerinden örneklere de yer vereceğini belirterek şunları söyledi: "İktisat bölümünde okurken ve gayet de başarılıyken birgün Hamamyolu Caddesinde gezerken bir arkadaşımı gördüm. 'Sen iktisat mı okuyorsun? Ben Ankara Mimarlık okuyorum.' dedi. O bana çok dokundu. Ertesi sene ben de Ankara Üniversitesi Mimarlık Fakültesindeydim. Mimarlık kolay bir alan değil, buraya girenin de bir akıl seviyesi var tabi; ama kültür olmazsa olmaz. Her konuda bilgili olmamız gerekiyor, her konuyu bilemezsiniz belki; ama araştırabilirsiniz. Matematiği, geometriyi, mühendisliği ve hatta insan ölçeğini çok iyi bilmemiz gerekiyor. İlkeli olmak da çok önemli. Mesela bir arkadaşım vardı akşam 6'dan sonra ona asla ulaşamazdık, işini de disiplinle yapardı. İşte bu benim için bir ilkedir. Sonra bir mimar yapacağı eserin içinde olduğunu hayal etmeli, empati gücü yüksek olmalı, mimari eserinin de yaşayan bir bina olması lazım. Buraya kadar yeteneğe gerek yok, çalışmak çok önemli; ama buradan sonra yetenek de geliyorsa, yani akılla yetenek birleşiyorsa işte o zaman o sanatçı mimar oluyor. Yarışmalara katılın, yarışmalar çok önemli. Mümkün olduğu kadar mimarlık yarışmalarına katılın. Elbette bizim dönemimize göre avantajlarınız ve dezavantajlarınız da var. Teknolojik açıdan rahatsınız; ama bu dönemde de inanılmaz bir yozlaşma var. Yani idareciler de, iş verenler de, hatta meslektaşlar bile birbirlerinin ayağının altına karpuz kabuğu koyuyor. Ben bu açıdan bizim dönemle gurur duyuyorum, bir işi eğer yapamıyorsanız veya arkadaşınızın elinde iş yoksa hemen o işi arkadaşınıza yönlendirebiliyordunuz, şimdi 'Arkadaşımın elinden işi nasıl kapabilirimin?' devrindeyiz. 'Faruk Eşim bu meslekte nasıldır?' diye sorulursa; ilkeli olmaya çalışan, her projede yeni şeyler öğrenen biridir. İnanın bu böyle, ben 33 yıldır bu meslekteyim; ama her proje yeni bir şey öğretir insana ve güzel eserler vermeye çalışan, mimar olmaya çalışan biriyim."

"Yarışmalar mimarlar ve ülke için çok önemli"
Uz Mimarlık'tan Mehmet Soylu ise özellikle mimarların Türkiye’de algılanamadığını, günün kurtarılmaya çalışıldığını ve sipariş verilen işlerin mimarlık disiplini adına uygunsuz olduğunu, her projenin Avrupa’daki gibi bitiş çizgisine varabilmek için kendi sınırlarını zorlayan mimarların yarışmalarıyla gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Soylu ayrıca, bu yarışmalarda da ilkeli jüri üyelerinin varlığının hayati önem arz ettiğini, ancak bu yöntemle daha etkili, daha uzun ömürlü ve sağlıklı eserler yapılabileceğini belirtti. Ülkemizdeki yarışmaların yetersiz olduğunu, bu düşüncenin özellikle kamu binaları adına zamanla zihniyet değiştireceğini, yarışmadaki rekabet ortamının öz eleştirileri de geliştireceğini savunan Mehmet Soylu "10 seneye yakındır öğretim görevliliğinin içindeyim ve şunu belirtebilirim ki mimarlık okulda çok sanal bir durum. Açık söylemek gerekir ki mimar adayının okuldaki tek derdi dersi nasıl geçeceğini düşünmek. Biz de belki böyle düşünüyorduk; ama diğer unsurların da farkında olmak gerekir. En önemli unsurlardan biri de fikir, söylem ve düşünce üçlüsüdür. Bu üçlüye bilgi ile hakim olabilenlere ihtiyacımız var." dedi. 

"Roman okuyun"
Genç kuşak için "ekşi sözlük"teki mimarlık yorumlarını değerlendiren Orhan Uludağ, sanatın bir aşk olduğuna dikkat çekti. Orhan Uludağ mimarların ilkeli, disiplinli, sabırlı, kültürlü, analitik düşünceli, organizasyon yetenekleri gelişmiş, optimizasyon ve rasyonilasyon bilinçleri gelişmiş olmasının çok önemli olduğunu, gelecek 10 yılda daha çok mimar bulunacağından aralarında sadece bu değerlere sahip olanların fark yaratacağını, zaten şu anda da oldukça fazla yabancı mimarlık ofislerinin ülkemizde çalıştığını belirtti.

Genç mimar adaylarına bölümün çok özel olduğunu hatıralatan Uludağ "Lisedeki arkadaşlarımızla konuşuyoruz, tabi tıp o sıralar çok da revaşta, herkes tıp istiyor. 'Nereyi kazandın?' soruları geliyor, ODTÜ Mimarlık Fakültesini söylediğimde 'Üzülme ya o da iyidir.' denildi. Mesleğinizi severseniz çalışmaktan ziyade o iş yaşam parçanız oluyor. Arkadaşlar ayrıca mimarlık okulda öğrenilmiyor. Siz mesleğinizi nasıl yapmanız gerektiğini okulda öğreniyorsunuz; ama mimarlığı nasıl yapacağınızı ancak çalışarak öğrenebiliyorsunuz. Bunun için de sizlere çok şiddetle öneriyorum ki okulunuz devam ederken bulabildiğiniz herhangi bir yerde mutlaka çalışın. Mutlaka okuyun; ama her şeyi okuyun. Yani mimarlık kitabı demiyorum size, roman okuyun. Roman okumak bile bir mimar için önemli; çünkü siz hayal etmesi gereken insanlarsınız. Siz hayal ettiğiniz sürece ancak bir şeyleri kağıda dökebileceksiniz. Bunu yaparken de mekan duygusunu, o eserin nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekli. Her eser kendi zamanının koşullarında, kendi sosyolojik ve teknolojik imkanları ile iç içedir. O yüzden de yapacağınız çalışmalarla birlikte tarihteki geleneksel çizgileri de böyle algılamalıyız. Kendimizi sürekli yenilemeli, yeni dünyaya ve geleceğe uydurmak zorundayız. Mimarlık insana, dünyaya başka bir açıdan bakmayı öğreten bir meslektir. Bu hiçbir mühendislik meslek grubunda görme şansınız yoktur, bu sadece mimarlara has bir durumdur. Vitruvius’u biliyorsunuz zaten: 'kullanışlılık, sağlamlık ve güzellik' üçlemesi mimarlığın en bilinen ilkeleridir; ama Vitruvius bir şey daha diyor, mimarı tanımlıyor, mimar, diyor: 'İyi öğrenim görmüş, kalemi kuvvetli, geometri bilen, tarih bilgisi yüksek, filozofları izlemiş, müzikle ilgisi olan, tıpla ilgili bilgiye sahip, hukukçuların görüşlerini bilen, gök bilimine ve dine aşina olması gereken kişidir.' diyor. Şimdi ne olmanız gerektiğini ben söylemiyorum, yüz yıllar önce Vitrivius söylemiş. Tabi kısacası mimarlık bir yaşam biçimi ve arkadaşımın söylediği gibi; mimarlık empati yapma meselesi. Tasarladığınız bir hastahanede kendinizi doktorun, hasta bakıcının, hemşirenin, kapıdaki güvenliğin, ziyaretçinin, oradaki çalışanın yerine koyabildiğiniz gibi, yine oradaki cenazenin yerine de koyabilmeniz gerekiyor. Ben öldüm, demeniz lazım. Ben bu hastahanede ölüyüm, nerede olacağım düşüncesi de o hastaneyi tasarlarken vermeniz gereken cevaplar içinde olmalı. Mimarın hayal gücü güçlü olmalı. Maalesef mimarlar arasında ego çatışması da var, birbirimizin görüşlerine saygı gösterip daha büyük projeler yapmamız gerekirken geleceğimizi kısırlaştırıyoruz. Bunu da yeni kuşak olarak sizler değiştirmelisiniz, mimarlığın yüksek seviye statüsünün farkında olmalıyız, bu mesleğe yürekten sahip çıkmak zorundayız. Her projeyi kabul etmeyin, belki dört işi reddedin; ama beşinci ve iyi bir işi kabul edin, ilkeli olun. Çıkar düşünen kim varsa artık piyasada nefes alamıyor. Meslek etiğinizin sonuna kadar sahibi olun ve mesleğinizi koruyun. Bunun mücadelesini siz vermezseniz, sizin yerinize kimse vermeyecektir." diye konuştu.

Söyleşinin ardından mimarlar projelerini Mimarlık ve Tasarım Fakültesindeki sergide ilgililere detaylarıyla anlattılar.

"Mimarlığın profesyonel yönüyle eğitim yönünün birleşmesi çok önemli"
Projeyi hazırlayan Prof. Dr. Nuray Özaslan ise günün önemi hakkında: "Mimarlığın profesyonel yönüyle eğitimi buluşturmak önemli bir adım olarak düşünülüyor bölümümüzde, bu yüzden de bu türden toplantıları gerçekleştirmeyi önemsiyoruz. Bugünkü toplantının da gördüğünüz gibi öğrenci, öğretim üyeleri ve profesyoneller üzerindeki etkisi oldukça önemli; çünkü mimarlık çok farklı alanlarda, aynı dili konuşan, aynı beklentileri, aynı kaygıları taşıyan bir meslek. Tüm bu alanları zaman zaman bir  araya getirmek çok önemli, özellikle de bunu eğitim ortamında yapmak ve öğrencilerin profesyonel hayatın gerçekleriyle de karşılaşması anlamında çok önemli diye düşünüyorum." ifadelerine yer verdi.

Sergi, 3 Mayıs'a kadar Anadolu Üniversitesi İki Eylül Kampüsü Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Sergi Holünde gezilebilir.

Tengiz Yavuz (Haber Merkezi)