2016 MEZUNİYET PROJELERİ KATALOĞUNA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Moda Kulübü-Patent ve inovasyonun Türkiye ve dünya açısından önemi

Patent ve inovasyonun Türkiye ve dünya açısından önemi

22 Kasım 2013 Tarihli e-gazete

http://e-gazete.anadolu.edu.tr/veriler/2013/11/1385121030_patentinov.jpg

Anadolu Üniversitesi Moda Tasarımı Kulübü'nün düzenlediği "İnovasyon ve Tasarım" başlıklı söyleşi 19 Kasım Salı günü Kongre Merkezi Kırmızı Salon'da gerçekleşti. İnovasyonun moda ve tasarım ile bağdaştırıldığı söyleşide Ankara Patent Bürosu Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü M. Kaan Dericioğlu konuştu.

"Moda ve tasarım net bir kavram olsa da inovasyon o kadar da net bir kavram değildir." diyerek sözlerine başlayan Dericioğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Hep duyarsınız buluşlar, markalar, eserler hepsine ilişkin yasalar vardır. Alan adları için bile uluslararası kurallar vardır. Ama inovasyonun korunmasına yönelik bir yasa yok; çünkü inovasyon biraz farklı bir kavram."

Buluş ile inovasyon arasındaki fark

İnovasyon ve patent ilişkisi ile aralarındaki farklara değinen Kaan Dericioğlu konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "İnovasyonu nereye yerleştireceğiz diye düşünürken ben onun patent sistemi içerisinde olduğunu fark ettim. Bazı örnekleri araştırdım, onların hepsinin de patent aldığını gördüm. Baktığınız zaman bunlar küçük buluşlar da diyebiliriz. Çünkü baktığımızda ticarileşip yaşantımıza katılmış ürünler bunlar. Hep kullanımda olduğumuz şeyler; ancak baktığımızda buluş ile inovasyon arasındaki fark şudur: Buluşlara patent veriliyor; bunun % 3'ü ticarileşebiliyor. Böyle düşündüğünüzde inovasyonun doğrudan doğruya ürün olarak bize yansımış bir katma değer oluşturmuş olması önemli. Bu, buluşla ya da tasarımla birlikte olabilir. Hatta Simit Sarayı ve Yemek Sepeti gibi bir pazarlama yöntemi de geliştirerek bunları da inovasyon kabul edebiliriz. Zaten inovasyonun patentle korunan buluşlarla ayrılan noktası da burası. Sanayide bir ürün olarak üretilemeyen hiçbir şeye patent verilmiyor." 

"Marka, bir işletmenin parmak izidir"

Tasarımın buluşların biçimlenmesini sağlamasından dolayı başarılarının altın anahtarı olarak kabul edildiğini belirten Dericioğlu "Siz ürüne iyi bir biçim veremezseniz, tabii ergonomik de olması gerekiyor. Örneğin; top gibi bir kalem yaptınız. İnsanlar onu nasıl kullanacak? Kullanışlı olması gerekiyor. Dolayısıyla tasarım çok önemli; ama hemen peşinden marka içi slogan geliyor. 'Marka, bir işletmenin parmak izidir.' şeklinde kendime ait bir marka içi sloganım var. Siz tek Sony dediğiniz zaman altında belki trilyon dolar var. Dolayısıyla ikinci bir Sony yok, benim parmak izimden başkasında olmadığı gibi." dedi. 

Çin'de 2000 yılında 5 bin patent başvurusu varken geçen yıl 592 bin patent başvurusu yapıldığını dile getiren Kaan Dericioğlu, Amerika’nın 560 bin ile ikinci, Japonya’nın üçüncü, Güney Kore’nin ise dördüncü sırada olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Şu anda 7 milyon 880 bin yaşayan patent var. Bunun % 72’si Amerika, Japonya, Çin ve Kore’ye ait. Avrupa Birliği daha buralarda hiç yok. Çin’in söylediği; 2015 yılında bir yılda 2 milyon patent başvurusu yapılacağı yönünde. Çin’de planlar tamamlanmıştır; 'Pazara sunacağımız ürünler, taklit edilemeyecek türde ürünler olacaktır.' diyor. Bu iddiasını da kanıtladı. Geçen yıl Çin’de 1 yılda 1 milyon 425 bin adet marka başvurusu yapılmış. Türkiye 118 binle Avrupa’nın lideri olduğunu söylüyor; ama ben araştırdım 40 bini zaten var olan markalar. Bu çok önemli."

"Fikir ürünleri unsurları olmadan hedeflere ulaşılamaz"

Fikir ürünleri unsurları olmadan, hedeflere ulaşabilme imkânı olmadığına dikkat çeken Dericioğlu "Eğer ne yapacağınızı bilmiyorsanız zaten inovasyonda yapamazsınız. Baktığınız zaman ne yapacağınızı bileceksiniz, müşterilerle ilişkilerinizi özel kurgulayacaksınız. İşlem süreçleriniz olacak, bilgi veri tabanı teknolojileri kullanacaksınız ve işverenlerin bile kapasiteleri yetenekleri olacak, yani iş gücü yaratacak elemanlarımız olacak. İşte bunlar fikir ürünleri unsurları ve çok önemli." diyerek grafikler üzerinden örnekler verdi.

Türkiye Vizyon 2023 Projesi'ne de değinen Kaan Dericioğlu, Türkiye'nin bu proje doğrultusunda bilim ve teknolojiye hâkim, teknolojiyi bilinçli kullanabilen ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bir refah toplumu hâline gelmesinin amaçlandığını kaydetti. Türkiye'nin 100. kuruluş yılındaki hedefleri arasında dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmek olduğunu anlatan Dericioğlu, ayrıca ulusal geliri 2 trilyon dolara yükseltmek, AR-GE harcamalarını % 3’e yükseltmek, ihracatı 500 milyar dolara çıkartmak gibi düşüncelerinin olduğunu da aktardı.

Dericioğlu sonuç olarak "Daha az maliyetle daha fazla ürün üretebilmek isteyen bir işletme, örgütsel altyapısını ve süreçlerini gözden geçirerek inovasyonu ve iyileştirmeyi engelleyen hantal unsurları eleyebilirse veya önemli derecede iyileştirebilirse rekabet gücü kazanacaktır." diyerek katılımcıların sorularını yanıtladı.

 

Sedef Oral (Haber Merkezi)